Perşembe, Nisan 28

Cumartesi, Nisan 23

Eski ve Yeni Reklamlar üzerine bir çift lafım var..

        Biz büyüdük kirlendi Dünya derlerdide inanmazdım. Eskiden ne çok eğleniyorlarmış reklamlarda izleyenler de çekenler de..hem de eskiden miğde kaldıran görüntüler de yokmuş !

   Bugünlerde yayınlanan , halısındaki ölü deri saç kılı pislik bilmem neresinin şeysini göstererek hepimizi ailecek miğde krizlerine sokan reklamlardan nefret mi ediyorsunuz ? Şikayet edin.! Ben yaptım.



    Bayramda ninesini dedesini ağlatan ve eve gelmeyen torunlar çocuklardan tutun da öğrenci evindekilerin ya da kıt kanaat geçinenin tv'sindeki ızgara sucukların havada uçuşmasına kadar bir ton
rahatsızlık verici reklam..

      
      Yok öyle nanoteknoloji zımbırtısı görüntülerle birde dokuz milyarda bir küçültülmüş görüntülere gerek yoktu..Hele ki halısındaki ölü deri tırnak ayak pisliği gibi miğde kaldırıcı şeyleri gösteren bir ev sahibine hiç gerek yoktu..





     Peki ya Günümüz çizgi filmleri ? Efendim radyasyona maruz kalmış oldukları için beyinleri ters çalışan cocuklar bir taraflarından dinazorlar falan fırlıyor..Eskiden pokemon var dı onlara özel topları vardı içinde uyurlardı hayvancıklar yok efendim candy vardı heidi ,uçan tay vardı..ne de şirin ve aksiyon dolulardı..( uçan tay İzlediğimi hatırladığım en eski çizgi filmdir )


     Diyeceksiniz ki "arkadaş sen de hep bi 90's olsun bişi olsun bu devir kötü yok öyle yok böyle git kardeşim istemiyorsan " diyenleriniz olabilir..Olsun da..Onlar sayesinde kendime geliyorum nerede hangi hayatı kimlerle neyi yaşadığımı hatırlıyorum..

Hayat azot döngüsü gibi..Giren çıkana eşit aslında ama "kaçaklar" da çok aslında. Eksilenlerin ise miktarı hep o eksildiği kadarı tamamen yitirince anlaşılıyor..Hep aynı bu hayat.




                  Eskiden bir şeyin reklamı yapılacağında kim kullanıyor bunu arkadaş ? Ha çocuklar mı ? Büyükler mi ? Herkes mi ? Herkes mi eti badem yiyor? seviyor ? Öyleyse Ahmet, Mehmet, Kemal, Süreyya, Ceyda haydi sende ye!..denmesi yeterdi.

Aaaaa ESKİ REKLAMLAR !! ( bilhassa son reklam.. )

Perşembe, Nisan 21

National Geographic " Adalar "

Okurken dinle linki : Hotel California
(sağ tıklayıp aç emi :) )


                          Atın beni denizlere!

         Uyandığınızda pencerenizi açınca ilk gördüğünüz dev bir mavi gezegen olsa ? İçinize dolsa tuz..iyot..nefis deniz kokusu..Sonra bir menemen ? :) yanına çay ? hatta evden olta ile balık tutma ?

     Hepsi mümkün..


          İnsan oğlu Nijeryada yaşar , Bitlis de yaşar , Moskovada yaşar orda burda yaşar..Herkes bir yerlerde yaşar gider..ancak nedir şanslı kılacak bizi bu yerlerde 5 dakika yaşayabileceğimizi sağlıyacak olan ? Yani şu adalardan birinde doğsak fena mı olurdu ?







 Mavi ile yeşil'in aşkı değil daha beterini yaşayışları denir ancak buralara..Neresi Kara ? Neresi deniz ?




Ya da Mavi olmayan yerler nereler ? Baktığında huzurunu kaçıracak bir durum nerede bu adalarda desem ?




     Doğal olmayan ne var diye sorsam ? Mutsuz olabilecek insan oğlu olur mu diye sorsam ?



      Sağdaki fotoğrafdaki gibi bir geceyi yaşamanın insana katabileceği "o an" ne ile örtüşebilir ? Her şey gerçek o an orada..Sen ve o..Mavi , gece ve sen..


    Doğalın üstü güzellik mi desek ? Ne desek ? Bilinmez..Orada nereye kara dendiğini de pek bilemedim..Orada olmak nasıl olurdu acaba..



...orda olsakta kesin sıkılırdık gibi bir müddet sonra ha ? :)

    evet evet..klimayı açıp kanepede sızmak hatta yurdum deniz kıyısında ballı buz gibi birşeyler içmekte ayrı keyifli..

Fotoğraflar : National geographic 

Çarşamba, Nisan 20

Penguen anlatsın Vol.2

23 Nisan Kutlu Olsun! hatta biz susalım Penguen anlatsın.

İçiliyor ama arkadaş buda.

Reklam çok hoşunuza gidecek.Bilhassa wow camiası,internet kafe +11 grubu ve oldum olası eski çağ savaşı severler sevecek.

Çarşamba, Nisan 13

Pazartesi, Nisan 11

ŞU AN OLSA YA ?

..bütün gün denizde geçmiş olsaya..6-7 gibi eve dönülüyor olsa..sonrasında akustik bir şeyler çalarken arabada ellerimi çıkartsam camdan..esen rüzgar derimin içine işlemiş güneşi söndürse..deniz çarşaf gibi olsa..dışarı baksam giderken araba..sonra durdursak arabayı doyamazsak denize..hemen yolun karşısında geçsek tekelden alsak iki bira..güneş içinden girse biramın yüzüme yansısa turuncusu..fonumda deniz ve kahkalarınız olsa..otursak gidemesek eve..yine denize girsek..batan güneş ile sessizliğe bürünse mavi krallıkla beraber dünya..sonra eve gidip karpuz yesek ya? sonra koca bir bardak su içsek çok soğuk olmayan ve asla sıcak olmayan..tam içimlik su olsa ya..sonra insek ya yine denize..hiç ayrılmasak tuzlu derilerimize tırnaklarımızla çizerek muahahah yazsak :) olsa ya ? şuan ?



Cumartesi, Nisan 9

Twitter'a rakip geldi ! " Penceretter ".

    Bahar geldi havalar ısındı malum..Kediler bile koşturuyor artık sokaklarda..ve artık sanal aleme muhtaç değiliz ! Kendinizi genç ve dinamik hissetmenize gerek yok ! Üyeliksiz uygulanacak bir uygulama ve evet " Penceretter"!



Havalar güzelleşmişken sanal alemde niye takılalım ki ?


Kalem kağıdı alın elinize işte gerekenler ! ( Ücretsiz üyelik )

Gerekenler : Bir üst komşu , dayanıklı ip , mandal , bloknot ve kalem !

" Penceretter " 'ın mucitleri Işın ve Nida ! Penceretter şu şekilde keşvedildi ;

6. Katta oturan ben 7. kattaki sevgi pötürcüğü mutlu insan güzel insan ışından habersiz sabah ajansa gitmek üzere  7 gibi uyandım..Camımı açık bırakmıştım..Gel görki 7.kattaki Işın ve Nida uyanınca bir haylazlık bir mutlusallık bir habersellik üzerine bir şey planlamışlar ve uyanır uyanmaz almam üzere pencereme doğru iple bu notu sarkıtarak bir mesaj iletmişler bana..ve böylece farkında olmadan bu iki genç kız Penceretter'ı keşvetmişler ! İşten gelen Yusuf yani ben ise odama geldiğimde penceremden sallanan notu gördüğümde bu kadar mutlu olabileceğimi hiç düşünmemiştim !





Hemen üst komşunuzla ilişkilerinizi güçlendirin yoksa baharda odanıza hapsolup kalırsınız !!

Fırında Sarmısaklı Patates ve Fransız Kız !

Patates helalim olsun gelsin her daim yerim diyenlere şahane ve basit bir pişirme yöntemi !

Dünya'nın en güzel şeyi bence bildiğin Patates..Her daim lezzettli..Sarı sarı kızartınca güzel..Miss gibi..Hayatım boyunca hep benimle ol patates derim pişirirken ve yerken..

Yediğim En güzel patates : Babamın işlettiği restorandaki , yine babamın yaptığı dev tenceredeki dev dilimlerdir !
Yediğim en güzel Fast-food patates : Mc Donalds'ı kınıyoruz ama patatesini seviyoruz.( bkz : tepsi ayinleri )

Fırında Sarmısaklı patatese gelince..



      İlk olarak gidip uzunca ama enine geniş olmayan patateslerden alıyoruz..Sonra bir güzel yıkıyoruz patatesi dışında hiç kum kalmayıncaya kadar..Sonra yukardan baktığında dibine doğru patatesi kesip tam birbirinden ayrılmayacak şekilde bölüyoruz..(Bu sırada fırını açın hafif ısınsın ki bekleme çilesi kısalsın ) Sonra sarmısak alıyoruz diş diş kesiyoruz tane tane..küçük küçük..Ardından ortasını ayırdığımız patateslerin aralarına yerleştiriyoruz..( böylece patates pişerken araları açık kalacak , sarmısağın esansı patatese akacak ve yerken delirtecek )..Sonra tuz döküyoruz patateslere ve üzerine sıvı yağ gezdiyoruz..Sonra fırında 45 dakika pişiriyoruz..( pişmesi uzun oluyor 50-55 bile denenebilir patatesin iriliğine göre.. ) VE YİYORUZ !!! Piştinten sonra yenecek evet.

Buyrun Test edip onaylayıp garip sesler çıkartan ben ve Fransız güzeli..



Cuma, Nisan 8

İlahların Aşkı " Herkes yeni bir hayatı hakeder "

  Öğrenci evinde kalıyorsanız her daim evin bir yerlerlerinde dvd filmler bulabiliyorsunuz..Ben de oturma odamıza gittim ve üzerinde ilahların aşkı yazan bir film vardı hemen kaptım..Zaten uzun zamandır bilim kurgu izlemekten içimde radyasyon birikmişti..Her neyse..şimdi size filmden bahsetmek istiyorum...

İlahların Aşkı size, 2009 yapımı olmasına rağmen eski filmlerin tadını hissettirecek..Başından sonuna kadar hep bir ümit taşıyarak izliyeceksiniz..


  İrlandalı bir balıkçı, uzun süre önce alkolikliği yüzünden kasabanın dilinde değersiz bir adam olmuştur..Böbrek hastası olan küçük kızı yürüyemiyor ve karısından boşandıktan sonrada karısının bir başkasıyla evlenmiş olması onun için hayatta tek başına kaldığı ve ümitsiz olduğu anlamına geliyordur..

  Balıkçı , küçük kızını yine kendi gibi alkolik olan karısının evinde yerde baygın halde görünce işler değişiyor tabi..Küçük kızı için enazından babasının daha iyi durumda olup ona bakması için alkolü bırakması gerektiğini düşünerek iki sene önce alkolü bırakmakla başlayıp, kızına zaman ayırıp onunla ilgilenmeye çalışıyor..

  ...ve hikaye , balıkçının bir gün açık denize açıldığı sırada ağına genç ve güzel bir kadının takılması ile başlar..



 
IMDB Puanı:
Yapım:
Tür:
Yönetmen:
Oyuncular:
Senaryo:

Süre:
1 saat 51 dk
Gösterim Tarihi:
18 Haziran 2010 (Türkiye)

Pazartesi, Nisan 4

Plan yapıp uymamanın zevkini alanlardan mısınız ?



Hayata yeni bir sayfa açmak mı ? Hadi len derler adama.

   Mevsim bahar olunca bir şeyler olurverir adama.Odaya girersiniz, rüzgarı hissedersiniz , az evvel tv'de ya da bir filmde görmüş ya da içsesiniz ile yaptığınız savaşın galibi olmuşsunuzdur..mevsimlerden nisan ya da eylüldür.Ders çalışacaksınızdır ya da hayatınızda yeni bir sayfa açmak üzere olduğunuzun ışığını görür ve elinize bir kalem kağıt alıp varsa yakınlarda bir cetvelle kağıdı ultra milimetrik parçacıklara ayırıp PLAN!  yaparsınız.Önce sol kısma saatler günler yazılır ekstra not köşeleri dakika dakika kim kiminle nerde ne zaman ne sürede neEEEE!

( 1 hafta sonra )

  Pazartesi şubu şu bu saatte? hımm dur yatayımda sabah bakarız.

( 6-7 saat sonra )

Hadi len ! yat yat..ya da dur (iç ses ile kavga dövüş..dış ses ? evet yat. )

( akabindeki 1 ay )

Plan kağıdı nerde ? hala burada biyerlerde ama kime ne ? :)

  Sizde her temiz sayfayı görünce gaza gelip plan yapanlardansanız buyrun şubemize gelin bir çay içelim geleceği beraber konuşalım..Unutmayın asla yalnız değilsiniz.

e peki ne diyoruz ? Spontane* pls.

* ( Fransızca kökenli kelime.Gelişine)

Cumartesi, Nisan 2

Film önerisi köşesi : " IN A BETTER WORLD "


IMDB Puanı : 7.7

    Danimarka ve İsveçte geçiyor hikaye..Bir mülteci kampında doktorluk yapan bir adamın , Danimarkadaki ailesini sıklıkla terkedip kampa gidiyor olması üzerine karısı ile boşanmanın eşiğine gelmesi ve çocuğunun okuldaki diğer çocuklar tarafından tartaklanıyor olması üzerine , Annesini kanserden kaybeden ve Londra'dan gelen bir başka ailenin çocuğu ile tanışmaları ve birbirlerini korumaları üzerine çıkan iyi bir dostluk ile başlıyor film..

                          

    Filmde , her iki ailede yaşanan sayısız sorun , çevredeki şiddet , Dünya'nın diğer yüzünde mülteci kampında yaşanan korkunç olaylar ve kahramanların bunlara dahil olması ile devam ediyor.Filmde şiddetin Dünya dili işleniyor aslında..Her yaşta insanın hayatındaki şiddetin berrak bir şekilde aktarımı ve " daha iyi bir Dünya " için çabalamaları , hayatarındaki hataları ve özürleri bir çıkış yolu arıyorlar..

    Aslında filmin tamamını yorumlamak istiyordum..Ancak yazıdan sonra izlemek istiyenlerin olabileceğini düşündüğüm için burada kesiyorum yazıyı..

 Film 2010 yapımı ve 119 dk..İzlenilesi bir film..İzledikten sonra yorumlarınızı paylaşırsanız ayırca mutlu olurum..İyi seyirler..

Yönetmen : Susanne Bier 
Başrollerde ;  Mikael Persbrandt , Trine Dyrholm ve Markus Rygaard oynuyor.

Fragmanını izlemek istiyorsanız buyrun ;